metabolik cerrahi

Metabolik cerrahi, organ hasarları henüz geri döndürülemez bir noktaya gelmeden uygulandığında, hastayı ömür boyu kullanmak zorunda olduğu onlarca ilaçtan ve insülin bağımlılığından kurtarabilen en etkili modern tıp silahlarından biri olarak kabul edilmektedir. Günümüzde diyabet ve obezite tedavisinde devrim yaratan bu operasyonların başarısı, cerrahın operasyonel gücü ve vaka deneyimiyle doğrudan ilişkilidir. Bu alanda Türkiye’nin önde gelen isimlerinden biri olan Doç. Dr. Ali Durmuş, bugüne kadar gerçekleştirdiği 6.623’ün üzerinde başarılı toplam ameliyat hacmiyle hastalarına üst düzey bir klinik güven sunmaktadır. Sadece cerrahi müdahale değil, bütüncül bir yaklaşımla 1.811’den fazla danışanın hayatına dokunan Doç. Dr. Ali Durmuş liderliğindeki uzman ekip, hastaların metabolik sorunlarını hücresel boyutta çözmek için her hastaya özel bir tedavi protokolü uygulamaktadır.

Metabolik Cerrahi Nedir ve Hangi Hastalıkların Tedavisinde Kullanılır?

Metabolik cerrahi, temelde mide ve ince bağırsakların anatomik yapısında değişiklikler yaparak vücudun enerji dengesini, insülin kullanımını ve metabolik hormonların salınımını hücresel boyutta iyileştirmeyi hedefleyen cerrahi operasyonların genel adıdır. Bu cerrahi yaklaşım, uzun yıllar boyunca yalnızca fazla kilolardan kurtulmak amacıyla yapılan klasik obezite ameliyatlarının, özellikle diyabet üzerindeki mucizevi iyileştirici etkilerinin keşfedilmesiyle ortaya çıkmıştır.

Günümüzde bu prosedürler en çok Tip 2 diyabet hastalığının cerrahi tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak kullanım alanı sadece diyabetle sınırlı kalmamaktadır. Hipertansiyon, hiperlipidemi (kan yağlarında ve kolesterolde tehlikeli artış), karaciğer yağlanması, uyku apnesi ve metabolik sendrom gibi sistemik hastalıkların kalıcı olarak tedavi edilmesinde veya şiddetinin geriletilmesinde son derece etkilidir. Metabolik cerrahi, organ hasarları henüz geri döndürülemez bir noktaya gelmeden uygulandığında, hastayı ömür boyu kullanmak zorunda olduğu onlarca ilaçtan ve insülin bağımlılığından kurtarabilen en etkili modern tıp silahlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Bu Operasyonlar Tip 2 Diyabeti Nasıl İyileştirir?

Sindirim sistemine yapılan anatomik müdahalelerin kan şekeri üzerindeki anında düzeltici etkisi, tıp dünyasının en büyüleyici keşiflerinden biridir. Bu iyileşme sadece kilo vermeye bağlı değildir; operasyondan sadece birkaç gün sonra bile hastaların kan şekeri normal seviyelere dönmeye başlar. Bu biyokimyasal mucizenin arkasında yatan temel faktörler şunlardır:

  • İnkretin Hormonlarının Uyarılması: İnce bağırsağın en son kısmı olan ileum bölgesindeki özel hücreler, gıdayla erken temas ettiğinde GLP-1 (Glukagon Benzeri Peptid-1) adı verilen güçlü bir hormon salgılar. Bu hormon pankreası doğrudan uyararak sağlıklı insülin üretimini tetikler.

  • Anti-İnkretin Sinyallerin Kesilmesi: Onikiparmak bağırsağı (duodenum) gıda geçişine kapatıldığında veya by-pass edildiğinde, vücutta insülin direncini artıran ve kan şekerini yükselten olumsuz sinyallerin salınımı durdurulur.

  • Hücresel İnsülin Duyarlılığının Artışı: Bağırsak hormonlarındaki hızlı değişim, karaciğer ve kas hücrelerindeki insülin reseptörlerinin duyarlılığını artırır. Böylece vücutta var olan ancak kullanılamayan insülin tekrar işlevsel hale gelir.

  • Mide Kapasitesinin Küçülmesiyle Gelen Kalori Kısıtlaması: Tüketilen gıda miktarının mekanik olarak azalması, pankreasın aşırı yük altında çalışmasını engeller ve organın dinlenip kendini toparlamasına fırsat tanır.

Kimler Metabolik Cerrahi İçin Uygun Aday Olarak Değerlendirilir?

Operasyon kararı verilirken hastanın sadece vücut kitle indeksine (VKİ) bakılmaz; arka planda yatan hastalığın şiddeti ve organların mevcut kapasitesi titizlikle incelenir. Genel klinik kılavuzlara göre, metabolik cerrahi için en ideal adaylar, medikal tedaviye, yoğun diyet programlarına ve insülin kullanımına rağmen kan şekeri (özellikle HbA1c değeri) kontrol altına alınamayan Tip 2 diyabet hastalarıdır. Bu noktada hastanın Tip 1 diyabet değil, Tip 2 diyabet olması kesin bir zorunluluktur; çünkü operasyonun başarılı olabilmesi için pankreasta hala bir miktar insülin üretebilen canlı hücre (beta hücre rezervi) bulunması gerekmektedir.

Ayrıca adayın hastalık süresi de büyük önem taşır. Hastalığın teşhisinden itibaren çok uzun yıllar geçmemiş olması ve pankreas rezervinin tükenmemiş olması operasyonun başarı şansını ciddi şekilde artırır. Obezite sınırında veya aşırı kilolu olan, aynı zamanda hipertansiyon ve hiperlipidemi gibi ek metabolik sorunlarla boğuşan hastalar da uygun aday havuzunda yer alır. Kısacası, pankreasında insülin üretim potansiyeli olan ancak insülin direnci nedeniyle bu hormonu kullanamayan ve klasik tedavilere yanıt vermeyen hastalar için cerrahi en uygun tıbbi yoldur.

Geleneksel Obezite Ameliyatları ile Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?

Bariatrik cerrahi (geleneksel obezite ameliyatları) ile bu alandaki ameliyatlar sıklıkla birbirine karıştırılsa da, hedef kitleleri ve anatomik prensipleri açısından ciddi farklar barındırırlar. Obezite ameliyatlarında birincil amaç, hastanın mide hacmini küçülterek (restriktif) veya bağırsak emilimini ciddi şekilde bozarak (malabsorbtif) kalori alımını engellemek ve maksimum kilo kaybı sağlamaktır. Bu ameliyatlar morbid obez hastalara uygulanır.

Diğer yandan, diyabet cerrahisi olarak da bilinen bu prosedürlerde ana hedef tartıdaki rakamlar değil, ince bağırsaklardan salgılanan hormonların düzenlenmesidir. İşlem sırasında mide elbette küçültülür, ancak asıl kritik hamle ince bağırsakların yerlerinin veya bağlantılarının değiştirilmesidir. Emilim bozukluğu yaratmaktan ziyade, gıdaların ince bağırsağın son kısmına (ileum) daha hızlı ulaşması sağlanarak hormon üretimi uyarılır. Bu sayede, vücut kitle indeksi morbid obezite seviyesinde olmayan, daha düşük kilolu ama şiddetli diyabeti olan hastalar da aşırı ve tehlikeli kilo kaybı yaşamadan tedavi edilebilirler.

Metabolik Cerrahi Sonrası İyileşme Süreci Nasıl İlerler?

metabolik cerrahi nasıl yapılır

Zorlu bir karar sürecinin ardından operasyonu tamamlayan hastaları, yepyeni bir biyolojik uyum süreci beklemektedir. İyileşme, bedenin hem mekanik hem de hormonal olarak kendini yeniden inşa ettiği çok aşamalı bir yoldur.

Hastane Süreci ve İlk Günler

Ameliyatlar genellikle laparoskopik (kapalı) yöntemlerle, karın duvarına açılan milimetrik deliklerden gerçekleştirilir. Bu nedenle ilk günlerdeki yara ağrısı minimal düzeydedir. Hasta operasyondan birkaç saat sonra ayağa kaldırılarak yürütülür. Hastanede kalış süresi ortalama 3-4 gün civarındadır. İlk günlerde ağızdan sadece su ve çok özel berrak sıvılar alınmasına izin verilir. Kan şekeri ölçümleri hastanede anlık olarak takip edilir ve çoğu hastanın insülin dozu daha ilk günden sıfırlanır.

Evde Dinlenme ve Günlük Yaşama Dönüş

Taburcu olduktan sonraki ilk iki hafta, hastanın sıvı diyetine harfiyen uyarak evde istirahat ettiği dönemdir. Ameliyat edilen dokuların iyileşmesi ve kaçak riskinin ortadan kalkması için ağır fiziksel aktivitelerden kesinlikle kaçınılmalıdır. İkinci haftanın sonlarına doğru hastalar masa başı işlerine ve hafif tempolu günlük rutinlerine rahatlıkla dönebilirler. Enerji seviyelerinin düşük hissedilmesi, tamamen sıvı beslenmeden kaynaklı geçici bir durumdur.

Uzun Vadeli Fiziksel Uyum

Birinci aydan itibaren katı gıdalara geçiş başlar ve hastanın enerji seviyesi hızla yükselir. Vücut, hormonların yeni düzenine alıştıkça hem kan şekeri dalgalanmaları kaybolur hem de sağlıklı, istikrarlı bir kilo verme süreci devam eder. Tam fizyolojik uyumun sağlanması genellikle altı ay ile bir yıl arasında sürer. Bu süreçte düzenli doktor kontrolleri iyileşmenin altın anahtarıdır.

Operasyon Öncesi Yapılması Gereken Testler ve Hazırlıklar

Cerrahi başarının temel sırrı, hastanın operasyon öncesi her yönüyle eksiksiz olarak değerlendirilmesidir. Ameliyat masasına yatmadan önce hastanın anestezi alabilme durumu, organ kapasiteleri ve pankreas sağlığı çok detaylı bir kontrolden geçirilir. Bu süreçte uygulanan temel tetkik ve hazırlıklar şunlardır:

  • Kapsamlı Kan ve Hormon Panelleri: Hastanın açlık kan şekeri, üç aylık şeker ortalaması (HbA1c), kolesterol profili ve en önemlisi pankreasın insülin üretim rezervini gösteren C-peptid ve açlık insülin testleri yapılır.

  • Gastrointestinal Endoskopi: Üst sindirim sisteminin anatomisi kameralı bir tüple incelenir. Midede olası bir ülser, helikobakter pilori enfeksiyonu veya mide fıtığı varsa, ameliyattan önce mutlaka tedavi edilmelidir.

  • Kardiyolojik Değerlendirme: Yıllarca süren diyabetin kalp damar sisteminde yarattığı hasarı ölçmek adına EKG, efor testi ve ekokardiyografi ile kalp sağlığı detaylıca incelenir.

  • Solunum ve Akciğer Testleri: Solunum fonksiyon testleri (SFT) ve göğüs hastalıkları uzmanının muayenesi ile anestezi altındaki solunum kapasitesi denetlenir. Uyku apnesi şüphesi varsa uyku testi (polisomnografi) istenir.

  • Psikiyatri ve Diyetisyen Konsültasyonları: Hastanın ameliyat sonrası yeni yeme düzenine, porsiyon kontrolüne ve yaşayacağı fiziksel değişime zihinsel olarak hazır olup olmadığı profesyonel uzmanlarca ölçülür.

Metabolik Cerrahi Yöntemleri Nelerdir ve Nasıl Seçilir?

Gastrointestinal yolda hormonal değişimi hedefleyen birçok farklı cerrahi teknik bulunmaktadır. Yöntem seçimi; hastanın kilosuna, diyabetin ne kadar ilerlediğine, pankreas rezervine ve mevcut bağırsak sağlığına göre cerrah tarafından tamamen kişiye özel olarak yapılır.

Günümüzde en sık uygulanan prosedürlerin başında “Transit Bipartisyon” (Transit Bipartition) ve “İleal İnterpozisyon” (Ileal Transposition) gelmektedir. Transit Bipartisyon yönteminde mide küçültüldükten sonra ince bağırsağın son kısmı mideye bağlanarak gıda geçişi için çift yollu (bipartisyon) bir sistem oluşturulur. Bu sayede gıdanın bir kısmı normal sindirim yolunu izlerken, diğer kısmı hızla ince bağırsağın sonuna ulaşarak insülin duyarlılığını artıran GLP-1 hormonunu tetikler. İleal İnterpozisyon yönteminde ise ince bağırsağın son bölümü kesilerek tamamen midenin hemen çıkışına taşınır. Aşırı obez diyabetik hastalarda ise hem mideyi küçülten hem de ciddi bir bağırsak bypass’ı sağlayan SADI-S gibi daha karmaşık teknikler tercih edilebilir. Cerrahi yöntemin başarısı, tamamen doğru hastaya doğru tekniğin uygulanmasına bağlıdır.

Ameliyat Sonrası Beslenme Düzeni Nasıl Olmalıdır?

Yeni mide ve bağırsak anatomisi, hastanın hayatı boyunca beslenme ile kurduğu ilişkiyi tamamen değiştirmesini gerektirir. Beslenme süreci, dokuların iyileşme hızına paralel olarak adım adım ilerler.

Berrak Sıvı ve Püre Dönemi

İlk iki hafta sadece tanesiz, şekersiz ve asitsiz sıvılar tüketilir. Et suyu, tavuk suyu, protein destekli özel sütler ve şekersiz kompostolar bu dönemin temelidir. Amaç, dikiş hatlarına basınç yapmadan mideyi dinlendirmektir. İkinci haftanın ardından, çiğnemeye gerek kalmadan yutulabilecek püre formundaki gıdalara geçilir. Sebze püreleri, yumuşak yoğurtlar ve püre haline getirilmiş balık gibi yüksek proteinli ve kolay sindirilebilir gıdalar tercih edilir.

Katı Gıdalara Geçiş ve Çiğneme Alışkanlığı

Birinci ayın sonunda uzman diyetisyen kontrolünde katı gıdalara yavaş yavaş başlanır. Bu yeni dönemde en büyük kural, her lokmanın ağızda tamamen sıvı hale gelene kadar çok iyi çiğnenmesidir. Mide hacmi küçüldüğü için porsiyonlar bebek maması kavanozları boyutunda olmalıdır. Protein ağırlıklı beslenmek kas kaybını önlerken, sıvı ve katı gıdaların aynı anda tüketilmemesi (aralarında en az 30 dakika bırakılması) midenin gereksiz gerilmesini ve şişkinliği engeller.

Vitamin ve Mineral Takviyelerinin Önemi

Bağırsakların belli bölümleri by-pass edildiği veya gıda geçişi hızlandığı için emilim bir miktar azalır. Bu durum, uzun vadede hücrelerin ihtiyaç duyduğu mikro besinlerin eksikliğine yol açabilir. Hastaların ömür boyu, hekimlerinin reçete ettiği bariatrik multivitaminleri, demir, kalsiyum ve B12 takviyelerini düzenli olarak kullanmaları hayati önem taşır.

Başarılı Bir Metabolik Cerrahi Operasyonunun Vücuda Faydaları

metabolik cerrahi kimler için uygundur

Ameliyat sonrası süreçte elde edilen biyolojik faydalar, yalnızca kan şekerinin düşmesiyle sınırlı kalmayıp vücudun tüm organ sistemlerine yansır. Başarılı bir metabolik cerrahi sonrasında, diyabetin gözlerde yarattığı retina hasarı (diyabetik retinopati), böbrek fonksiyonlarındaki bozulmalar (nefropati) ve sinir uçlarındaki tahribat (nöropati) büyük ölçüde durdurulur ve bazı hastalarda gerileme bile gözlemlenir.

Damar iç yüzeyindeki (endotel) iltihaplanma azaldığı için kalp krizi ve inme riski normal insan seviyelerine doğru çekilir. Hastalar, insülin iğnelerinden ve her gün avuç dolusu kullanmak zorunda oldukları tansiyon, kolesterol, şeker haplarından tamamen kurtulma imkanı bulurlar. Ayrıca fazla kiloların da verilmesiyle eklemlere binen mekanik yük azalır, uyku apnesi düzelir ve kişi sabahları çok daha dinç, enerjik bir şekilde uyanır. Bu operasyonlar, hastanın yaşam süresini uzatmakla kalmaz, aynı zamanda yaşanacak olan yılların kalitesini de zirveye taşır.

Sindirim Sistemi Anatomisi Bu Süreçte Nasıl Değişir?

Sindirim kanalındaki hücresel mimarinin değişimi, operasyonun iyileştirici gücünün tam merkezidir. Cerrahi işlem sırasında midenin “fundus” adı verilen geniş kubbe kısmı genellikle vücut dışına alınır. Bu bölge, beyne açlık sinyali gönderen ghrelin hormonunun en yoğun üretildiği yerdir. Midenin bu kısmının çıkarılmasıyla hasta, fizyolojik olarak açlık hissetmemeye başlar.

Devamında ince bağırsaklara yapılan müdahaleler gelir. Normal bir insanda gıdanın onikiparmak bağırsağından geçerek bağırsağın en son kısmı olan ileuma ulaşması saatler alır. Bu uzun süreç, diyabetli hastalarda insülinin geç salınmasına ve kan şekerinin çoktan yükselmesine neden olur. Ancak cerrahi sonrası değişen anatomi ile birlikte, mideyi terk eden gıdaların bir kısmı dakikalar içinde ileuma ulaşır. İleumun erken uyarılması, pankreastaki insülin salgılama mekanizmasını anında ateşler. Gıdaların sindirim kanalında izlediği bu yeni rota, bozulmuş olan endokrin sistemin adeta “fabrika ayarlarına” döndürülmesini sağlar.

Olası Riskler, Yan Etkiler ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tıptaki her majör cerrahi girişim gibi, sindirim sistemini değiştiren bu güçlü operasyonlar da beraberinde bazı potansiyel riskler barındırır. Hastaların bu risklerin bilincinde olarak sürece dahil olması ve hekimin uyarılarına sıkı sıkıya uyması gerekmektedir. Klinik olarak karşılaşılabilecek olası riskler ve dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

  • Anastomoz Kaçağı ve Kanama: Mide ve bağırsakların kesilip yeniden dikildiği/birleştirildiği (anastomoz) bölgelerde erken dönemde sızıntı (kaçak) veya iç kanama meydana gelmesi. Bu durum acil müdahale gerektiren ciddi bir komplikasyondur.

  • Vitamin ve Mineral Malnütrisyonu: Bağırsak emiliminin değişmesine bağlı olarak uzun vadede demir, B12, folik asit, D vitamini ve kalsiyum eksikliklerinin gelişmesi. Düzenli kan testleri yapılmadığında kemik erimesi veya anemiye yol açabilir.

  • Safra Kesesi Hastalıkları: Ameliyat sonrasında hızla kilo verilmesi, kolesterol metabolizmasını değiştirerek safra kesesinde taş veya çamur oluşum riskini istatistiksel olarak artırır.

  • Gastrointestinal Düzensizlikler: Tüketilen gıdanın hızla bağırsaklara geçmesi sebebiyle nadiren “Dumping Sendromu” adı verilen çarpıntı, terleme, mide bulantısı veya ishal ataklarının yaşanması.

  • Anestezi ve Emboli Riskleri: Her büyük ameliyatta olduğu gibi genel anesteziye bağlı solunum komplikasyonları veya bacak damarlarında pıhtı oluşup akciğere atması (pulmoner emboli) riski.

Metabolik Cerrahi Sonrası Psikolojik Destek Neden Önemlidir?

Bir metabolik cerrahi operasyonu, sadece fiziksel bir dönüşüm değil, aynı zamanda çok keskin bir psikolojik evrim sürecidir. Yıllarca diyabetin stresini taşıyan, yiyeceklerle duygusal bağlar kuran ve stresli anlarında yemeğe sarılan bir bireyin, ameliyat sonrası aniden çok az yiyebilmesi zihinsel bir bocalama yaratabilir.

Hasta bedenen hızla küçülürken veya hastalıklarından kurtulurken, beyin bu ani değişime adapte olmakta zorlanabilir. Kendini aynada tanıyamama, çevresel tepkilere karşı hassasiyet ve yeme alışkanlıklarının değişmesinin getirdiği yoksunluk hissi, depresyon veya anksiyete tetikleyicisi olabilir. Bu nedenle uzman klinik psikologlar eşliğinde yürütülen terapi süreçleri, hastanın yeni bedeniyle barışmasını, yiyeceklerle sağlıklı bir sınır çizmesini ve yeme bozukluklarının tekrarlamamasını sağlar. Psikolojik dayanıklılık, elde edilen fiziksel sağlığın ömür boyu kalıcı olmasının görünmez ancak en güçlü kalkanıdır.

İnsülin Direnci Kırılmasında Cerrahinin Fizyolojik Etkisi

İnsülin direnci, hücrelerin kapılarının insülin hormonuna kilitlendiği, dolayısıyla kandaki şekerin hücre içine giremediği kronik bir durumdur. Kilo vermenin insülin direncini azalttığı bilinen bir gerçek olsa da, metabolik cerrahi prosedürleri kilo kaybı henüz başlamadan bile bu kilidi kırmayı başarır. Bunun sırrı, hücresel düzeydeki biyokimyasal sinyalleşmenin aniden değişmesidir.

Ameliyatla onikiparmak bağırsağı dışlandığında, vücutta insülinin etkisini bloke eden zararlı peptitlerin salınımı durur. Aynı anda ince bağırsağın son kısmından salgılanan GLP-1 ve PYY gibi yararlı inkretin hormonları kan dolaşımına hücum eder. Bu hormonal fırtına, kas ve karaciğer dokularındaki insülin reseptörlerini adeta yeniden duyarlı hale getirir. Karaciğerdeki yağlanma hızla çözülmeye başlar ve karaciğerin gece boyunca gereksiz yere kan şekeri üretmesi engellenir. Böylece, yıllarca kırılamayan devasa insülin direnci duvarı, cerrahinin yarattığı fizyolojik şok ile birkaç gün içinde yerle bir olur.

Bilgi sahibi olun –> Tüp Mide Ameliyatı

Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Metabolik Cerrahi Başarısı Arasındaki İlişki

Cerrahi operasyon, sağlığa giden yolda kapıyı sonuna kadar açan bir anahtardır; ancak o yoldan yürümek tamamen hastanın sorumluluğundadır. Başarının kalıcı olması, ameliyat sonrası benimsenen yeni yaşam tarzıyla doğrudan ilişkilidir.

Düzenli Fiziksel Aktivitenin Rolü

Sadece diyetle kas kütlesini korumak mümkün değildir. Hastaların iyileşme sürecinden hemen sonra hayatlarına kardiyo egzersizleri ve hafif ağırlık antrenmanlarını dahil etmeleri şarttır. Kas kütlesinin artması, vücudun glikoz (şeker) tüketim kapasitesini artırarak insülin direncinin tekrar oluşmasını engeller ve metabolizma hızını daima yüksek tutar.

Uyku Kalitesinin Metabolizmaya Etkisi

Hormonal dengenin korunması büyük ölçüde sağlıklı bir uyku döngüsüne bağlıdır. Geceleri yetersiz veya düzensiz uyumak, stres hormonu olan kortizolü artırır. Kortizol artışı ise doğrudan kan şekerinin dengesizleşmesine ve bel çevresinde yağlanmaya yol açar. Bu nedenle ameliyat sonrası kaliteli ve kesintisiz gece uykusu en az beslenme kadar önemlidir.

Stres Yönetimi ve Hormonal Denge

Kronik stres, tıpkı uykusuzluk gibi otonom sinir sistemini yıpratır ve insülin kullanımını bozar. Hastaların meditasyon, nefes egzersizleri veya hobiler aracılığıyla stresi yönetmeyi öğrenmeleri, yeme krizlerini önler ve cerrahi ile sağlanan hormonal dengenin uzun yıllar bozulmadan kalmasını garanti altına alır.

Tıkla öğren –> Genel Cerrahi

Metabolik Cerrahi Fiyatları ve Tedavi Süreci Maliyetleri

Hastalıklarından kurtulup yeni bir hayata adım atmak isteyen bireylerin karar verme aşamasında göz önünde bulundurduğu önemli detaylardan biri de ekonomik boyutudur. Metabolik cerrahi operasyonlarının maliyetleri, birçok farklı dinamik ve faktöre bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.

Karaciğerdeki yağlanma hızla çözülmeye başlar ve karaciğerin gece boyunca gereksiz yere kan şekeri üretmesi engellenir. Böylece, yıllarca kırılamayan devasa insülin direnci duvarı, cerrahinin yarattığı fizyolojik şok ile birkaç gün içinde yerle bir olur. Metabolik ve obezite cerrahisinde küresel standartlarda bir deneyim sunan Doç. Dr. Ali Durmuş, klinik geçmişindeki 3.366 Tüp Mide, 130 TB (Transit Bipartisyon), 95 MGB (Mini Gastrik Bypass) ve 17 RNY Gastrik Bypass vakası ile geniş bir tedavi spektrumunda yüksek başarı oranlarına sahiptir. Üstelik, bariatrik cerrahinin en yüksek usta işi ve deneyim gerektiren alanı kabul edilen 190 başarılı Revizyon ameliyatı performansı, Doç. Dr. Ali Durmuş’un en karmaşık vakalarda bile rakipsiz bir tecrübeye sahip olduğunu kanıtlamaktadır. Sağlığınıza giden bu kritik yolda, istatistiklerle kendini kanıtlamış güvenilir bir hekim kadrosuyla yürümek ve kalıcı çözümlere ulaşmak için siz de Doç. Dr. Ali Durmuş ile iletişime geçerek yepyeni bir hayata ilk adımınızı atabilirsiniz.

İlginizi çekebilir –> Obezite Cerrahisi